1-Kısaca kendinizi tanıtır mısınız?
-1958 İzmir  doğumluyum.
1980 yılı İstanbul Universitesi Edebiyat Fakültesi Pedagoji Bölümü'nden mezun oldum.
Meslek hayatıma Rehber öğretmen olarak başladım.
1986 yılından bu yana da okulöncesi eğitim alanında  çalışmalar yapmaktayım.
Okul öncesi alanında hizmet veren ve arkadaşlarımızla birlikte 1992 yılında kurmuş olduğumuz  İzmir Okul Öncesi Eğitim Kurumları ve Etüt eğitim Merkezleri Derneği'nin başkanlığını yapıyorum.

Evli ve iki çocuk annesiyim.
Kızım  İzmir  Ekonomi Üniversitesinde çalışıyor.
Oğlum ise halen Üniversiteye devam ediyor.


2-Okulöncesi eğitim sizce kaç yaşında başlamalı?

-Eğitim  bebeğin anne rahmine  düştüğü  andan itibaren başlar.
Beslenme alışkanlıklarınızı, streslerinizi, duygularınızı  anne rahmindeki  bebeğinizle paylaşırsınız.
Tabi sizin sorduğunuz aile dışında bağımsız bir kurum eğitimi sanırım.
-Evet.
-0-12 ay bebeğin birebir temasa ve ilgiye ihtiyacı olduğu ve güven duygusunun geliştiği bir dönemdir .Bu dönemde gerekmedikçe anne ile çocuk ayrılmamalıdır. Zorunluluk halinde ise  anne görevini paylaşabilecek güvenilir bir kişinin  desteği alınmalıdır.
-12-24  ay bebeğin dil gelişimi ve sosyal algısı yoğunlaşmaya başladığından bu süreçte, güven duyduğu, bir yetişkinle birlikte  sosyal ilişkilere girmeye başlayabilir..
Oyun gurupları , parklar vb.
24-36. aylarda  tuvalet eğitimi tamamlandıktan sonra bebekliğe veda edipsosyalleşme ve toplumsal kuralları kabullenme, kendi kişiliğini kabul ettirme döneminde    ilk başta uzun sureli olmasa da  bir kreşle işbirliğine girebilirsiniz.
Çocuğunuza uygun programı kreşle birlikte tespit edebilirsiniz.Adaptasyon kolaylığı açısından arka arkaya günler olmasına özen gösterin.
36 -48 ayda öz bakım becerilerinin,sosyal ve bilişsel, dil alanlarının gelişmesi, ve özel yeteneklerinin  keşfedilmesi ve özgüveninin  oluşması için  her çocuğun bir okul öncesi eğitim kurumuna gitmesi gerekir.
48-72 ay dönemi  yakın yıllarda tüm ülkemizde artık  zorunlu hale geleceği için o dönemden bahsetmiyorum.

3-Okulöncesi eğitim gören çocuklarlarımızla  görmeyenler arasında ne gibi farklılıklar var?

-Yurt dışında bir çok ülkede okul öncesi eğitimin  zorunlu yaşı 3' dür.
Yabancı ve yerli turistlerin olduğu bir otele gittiğinizde gözlemlediniz mi bilmem…
 En çok ağlayan ,yemeklerde sorun çıkartan,annesini havuz başında peşinden koşturtan bizim çocuklarımızdır.
Tabi bu biraz  toplumsal yapımızla da ilgili.
Çocuğu ağlatmamak,en çok onun yemesini sağlamak, her an bir şey olacağı kaygısıyla devamlı korumacı olmak….
Okul öncesi eğitim alan bir çocuk bunlarla baş edebilmesini öğreniyor öncelikle…
Uyaranları  arttığı  için   algılaması ve dil gelişimi  diğer çocuklara oranla farklılaşıyor
El becerileri ,küçük kas gelişimi,büyük kas gelişimi,sosyal yaşama uyum ve iletişim becerileri gelişiyor.
Okul öncesi eğitime  yeni  başlamış 5 yaşındaki bir çocukla ,okul öncesi eğitime daha erken başlamış  5 yaşındaki çocuk resimlerini  karşılaştırdığınızda  bu farkı çok net görebilirsiniz…
Tabi tüm bu artılar  ve eksiler çocukların eğitim başarısına da yansımakta…

4-İzmir de kaç tane okul öncesi eğitim kurumu var ve kaç tanesi derneğinizin üyesi?

İzmir genelinde özel okulöncesi eğitim ve etüt hizmeti veren  250 kurum var.
Bu kurumlardan 60 tanesi üyemiz…

5-İzmir okulöncesi derneği olarak ne gibi faaliyetlere öncülük yaptınız?

Üyelerimizin kurumsal haklarına yönelik çalışmalarımız oldu.
( okul öncesi kurumların tek çatı altında toplanması,KDV oranları,su indirimi ,ücret tespiti,ruhsatsız kurumların haksız rekabet sağlamalarını engellemek vb. çalışmalar.
Bu konularda kimi zaman TBMM ve Bakanlıklarla iletişim içine girdik
Türkiye genelinde bulunan diğer okul öncesi dernekleri ile işbirliği içinde çalışmalarımızı sürdürdük.

İletişimi sağlamak bir diğer görevimizdi.Kurumlar arasında hem  tatlı bir rekabet hem de bilgi alışverişi olması gerekiyordu. Gerek toplantılar gerekse internet yolu ile bu iletişimi sağladık.
Yeni kurum açacak kişilere  rehberlik hizmeti verdik.
Çocuklara yönelik  yardım kampanyalarında  üyelerimizle birlikte destek verdik

Kurum çalışanlarının kendini geliştirmeleri ve çocuklarımıza daha nitelikli eğitim vermelerini sağlamak amacıyla, öğretmen seminerleri düzenledik.

Çocuklarımızın ülke bilinci geliştirmek amacıyla Ulusal Bayramlar'da hatırlarında kalıcı etkinlikler yaptık.

6-Derneğinizin kuruluş tarihçesi kısaca anlatır mısınız?

Derneğimiz 1992 yılında kuruldu.
O dönemden bu güne kadar  üye sayımız 40-60 arasında değişti
Okul sayıları devamlı arttı . 1992 okul sayısı   80 , 2008 de ise  250….
Derneğin kuruluşundan   bu güne kadar gelebilen  okul öncesi eğitim kurumlarının sayısı ne yazık ki  10'u geçmez.
Kimisi kapandı kimisi devroldu.
Dernek olarak tüzüğümüz doğrultusunda bizimle birlikte olmak isteyen her kuruma kapımız açık.
Son sözü güzel bir atasözü ile bağlamak isterim
Birleşmek başlangıçtır,birliği sürdürmek gelişme,birlikte çalışmak başarıdır.
:

7-Bu yıldan itibaren okulöncesi eğitimle ilgili ne gibi faaliyetler yapmayı düşünüyorsunuz?


-Eğitim seminerlerimiz, çocuklara yönelik çalışmalarımız devam edecek.
-Web sayfamızla da daha çok anne babaya ulaşmayı hedefliyoruz.
www.izmirokuloncesidernegi.com

8-Velillerimize iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı?

-Rahmetli Prof.Dr Atalay Yörükoğlu'nun(Çocuk Ruh Sağlığı) adlı kitabından alınmış bir mektupla bitirmek; özellikle şu paragrafın altını çizmek istiyorum:

Her istediğimi elde edemeyeceğimi biliyorum. Ancak siz verdikçe, almadan edemiyorum. Bana yerli, yersiz söz de vermeyin. Sözünüzü tutmayınca, sizlere güvenim azalıyor. Bana kesin ve kararlı davranmaktan çekinmeyin. Yoldan saptığımı görünce beni sınırlayın. Koyduğunuz kurallar ve yasakların hepsini beğendiğimi söyleyemem. Ancak, hiç kısıtlamayınca, ne yapacağımı şaşırıyorum. Tutarsız davrandığınızı görünce, hem bocalıyor, hem de bundan yararlanmadan yapamıyorum.’

 

Sağlıklı,huzurlu ve sevgi dolu bir yaşam dileklerimle. Ayşen ÖZENÇ